Nefes alırken burnumuzu kullanmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz ama nedense birçoğumuz ağızdan da nefes almaktayız. Solunum esnasında burun yerine ağzın kullanılması birçok sağlık sorununa neden olduğu için aslında zararlı bir davranıştır. Bazen ağızdan nefes almak bir alışkanlık olmuş olsa da, bazende burundaki rahatsızlıklar sonucu nefes alırken ağzımızı kullanmaktayız. Ama ağızdan nefes alıp vermek, solunumu ağız yolu ile yapmak bazı sorunlara davetiye çıkarmaktadır.
Sağlık açısından hiçbir sorunu olmayan kişiler nefes alıp verirken burunlarını kullanırlar. Fakat burundan nefes almayı önleyen bir sorun varsa, solunum ağızdan yapılır. Ağızdan yapılan solunum ise başta ağız ve diş sağlığı olmak üzere, daha birçok sağlık problemine yol açar. Ağızdan nefes almanın zararlarını Dent Suadiye Ortodontist Dr.Dt.Ahmet Pınar açıklıyor:
Dişte kırık veya çürük olduğu durumlarda bu sorunu ortadan kaldırmak için dişe kaplama yapılır. Gelişen teknoloji ile artık doğal diş görünümlü sağlıklı kaplamalara sahip olmak mümkün. Güzelliğin aynası olan dişler porselen kaplama ile estetik yaklaşımlarda büyük değişimlere imza atıyor.
Porselen diş kaplama, zirkonyumun üzerine porselen konulması ile olur. Zirkonyum, porselen dişin altına konulan bir alt yapıdır. Hasarlı olan diş porselen kaplama ile eski haline getirilir. Porselen kaplama ile diş daha güzel, daha sağlam ve doğala yakın bir görünüm kazanır.
Geniz eti, boğazda meydana gelen mikroplara karşı savaşan bir parçadır. Geniz eti 6 aylık bir bebekken oluşmaya başlar. Enfeksiyonların ve alerjilerin etkisi ile de büyür. Yaklaşık 4-5 yaşlarında tam olarak gelişimini sağlar ve maximum büyüklüğüne ulaşır.
Hayatımızın her döneminde mikroplara karşı savaş veren geniz eti, yaş ilerledikçe fonksiyonlarını yitirmeye başlar. Bu nedenle mikroplar üremeye ve çoğalmaya başlar, geniz etinde büyüme meydana gelir. Geniz eti büyümeleri iltihaplanmalara da sebep olur. İltihaplanan geniz eti ateş, boğaz ağrısı, yutkunma zorluğu, baş ağrısı, terleme, halsizlik ve eklem ağrılarının ortaya çıkmasına neden olur. Geni etindeki büyümeden dolayı solunum yollarında tıkanma meydana gelir ve solonum sorunu yaşanabilir. Uyku bozukluğu, ense ve boyunda terlemeler gözlenir.
Estetik görünüm için önemli olan dişlerin, her daim bakımına dikkat edip, sağlıklı olmasını ve gülüşümüzü güzelleştirmesini isteriz. Lakin yediğimiz, içtiğimiz yada yanlış zaman ve yöntemler sonucunda fırçaladığımız dişlerimizde ciddi hassasiyet sorunu meydana gelebilir. Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu, diş sağlığı için bazı hususlara dikkat edilmesini, diş hassasiyeti problemine yol açmayacak önlemler alınmasını ve doğu zamanda dişlerin fırçalanmasını öneriyor.
Diş hassasiyeti nedenleri
Diş hassasiyetine neden olan etkenlerden en önemlisinin asitli içecekler olduğunu söyleyen Kışlaoğlu, asitli içecekleri tükettikten yarım saat sonra dişleri fırçalamak gerektiğine değindi. Dişleri doğru zamanda doğru şekilde fırçalamak, diş hassasiyeti riskini azaltır. Ayrıca dişleri sert bir şekilde fırçalama, dişleri gıcırdatmak, kırık dişlerin tedavi edilmemesi, diş taşı kullanmak yada asitli meyvelerin (Greyfurt, portakal, limon vs) tüketilmesi diş hassasiyetine neden olan etkenlerdir.
Eğer ki sıcak-soğuk, tatlı-ekşi gibi yiyecek ve içecekleri tükettiğiniz zaman yada diş fırçalama esnasında bir ağrı hissediyorsanız diş hassasiyeti probleminiz var demektir.
Diş hassasiyeti tedavisi
Diş hassasiyeti nasıl geçer sorusuna Kışlaoğlu şöyle cevap verdi:
TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi veri tabanı incelendiğinde, Türkiye’de yaşı 90’ı aşan 79 bin 428 kişiden 20 bin 159’u erkek. Yaşı 90’ı aşan kadınların sayısı ise 59 bin 269. Kadın nüfusun sayısal çoğunluğu, 85-89 yaş grubunda da sürüyor. Bu yaş grubundaki 94 bin 160 erkeğe karşılık, 190 bin 434 kadın yaşıyor. 80-84 yaş grubundaki kadınların sayısı da erkeklerden yüzde 64,5 daha fazla. Bu yaş grubunda 428 bin 485 kadın varken, erkeklerin sayısı 260 bin 355’te kalıyor. 75-79 yaş grubundakilerde kadın hakimiyeti yine sürüyor. Bu yaş grubundaki kadınların sayısı erkeklerden yüzde 25 daha çok.
GENÇ VE ORTA YAŞ NÜFUSUNDA ERKEKLER ÖNDE
TÜİK verileri, 0 ile 55 yaş grubuna kadar her 5 yaşlık dilimde erkeklerin sayısal çoğunluğunu gözler önüne seriyor. Örneğin son 4 yılda doğup, yaşamına devam eden 6 milyon 199 bin 824 bebekten 3 milyon 184 bin 160’ı erkek, 3 milyon 15 bin 664’ü ise kız. 5-9, 10-14, 15-19, 20-24, 25-29 yaş gruplarında hep erkeklerin sayısı daha çok. Genç nüfus ve orta yaş grubunda erkeklerin sayısı her ne kadar kadınlardan daha fazla görünse de oransal farklılık yüzde 4’ü aşmıyor. Ancak, orta yaşlara gelindiğinde erkeklerin kadınlara olan sayısal üstünlükleri yüzde 1,5’lara kadar geriliyor. 55 yaşından sonra ise kadınlar sayısal üstünlüğü ele geçiriyor.
Türkiye’nin toplam nüfusunda ise erkeklerin oranı, kadınlardan yüzde 0,91 daha fazla. Türkiye’de yaşayan toplam 74 milyon 724 bin 269 kişiden 37 milyon 532 bin 954’ü erkek, 37 milyon 191 bin 315’i ise kadınlardan oluşuyor.